<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Genel Bilgiler Archives - Properties in Alanya.</title>
	<atom:link href="https://www.alanyaproperties.com/tr/category/turkiye-yatirim/genel-bilgiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.alanyaproperties.com/tr/category/turkiye-yatirim/genel-bilgiler/</link>
	<description>Alanya Emlak Daire, Villa, Arsa  &#124;  Alanya Properties</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 May 2017 00:12:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.3</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">171842937</site>	<item>
		<title>Antalya</title>
		<link>https://www.alanyaproperties.com/tr/turkiye-yatirim/genel-bilgiler/antalya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 07:26:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.alanyaproperties.com/antalya/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya, Türkiye&#8216;nin güneyinde, Akdeniz Bölgesi&#8217;nde yer almaktadır. Türkiye&#8217;nin en çok turist alan ilidir. Antalya, antik bölgelerden batı Pamfilya&#8217;nın güneydoğu ucunu ve doğu Likya&#8217;yı içine almaktadır.  Antalya Türkiye&#8217;de bugüne kadar bilinen en eski yerleşmelerin bulunduğu en önde gelen illerden biridir.  Antalya&#8217;ya 20 km uzaklıkta ve Toroslar&#8217;ın Akdeniz&#8217;e bakan yamaçlarında yer alan Karain Mağarası&#8217;nda yapılan kazılarda Antalya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.alanyaproperties.com/tr/turkiye-yatirim/genel-bilgiler/antalya/">Antalya</a> appeared first on <a href="https://www.alanyaproperties.com/tr/">Properties in Alanya.</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antalya</strong>, <strong>Türkiye</strong>&#8216;nin güneyinde, Akdeniz Bölgesi&#8217;nde yer almaktadır. Türkiye&#8217;nin en çok turist alan ilidir.</p>
<p><strong>Antalya</strong>, antik bölgelerden batı Pamfilya&#8217;nın güneydoğu ucunu ve doğu Likya&#8217;yı içine almaktadır.  Antalya Türkiye&#8217;de bugüne kadar bilinen en eski yerleşmelerin bulunduğu en önde gelen illerden biridir.  Antalya&#8217;ya 20 km uzaklıkta ve Toroslar&#8217;ın Akdeniz&#8217;e bakan yamaçlarında yer alan Karain Mağarası&#8217;nda yapılan kazılarda Antalya ilinde Paleolitik yerleşmenin varlığını ortaya çıkartmış ve bölgenin tarihini M.Ö. 220 bin yılına kadar indirmiştir.</p>
<p>Bölgenin en önemli Prehistorik buluntularını içeren Karain mağarası Paleolitik ve Neolitik, Beldibi Mağarası da Mezolitik çağdan veriler sunarken, Bademağacı Höyüğü&#8217;nde son kazılarda Cilalı taş çağı yerleşimlerine ve buluntuları ve yanısıra insanın yerleşik hayata geçişinin ilk izlerine rastlanır.  Bunlara Karataş, Semahöyük&#8217;te yapılan kazılarla elde edilen Erken Tunç Çağı bulguları da eklenince, bölgede Paleolitik çağdan zamanımıza kadar kesintisiz bir uygarlığın varlığı belirlenir.</p>
<p>Antalya Bölgesi&#8217;nin erken tarihi, son buluntulardan önce karanlıktı.  Hititlerin çivi yazılı belgelerinde, adı geçen Ahhiyava ve Arzava ülkelerinin Pamfilya olduğu bilim çevrelerinde artık daha yüksek sesle ileri sürülmektedir.  Son araştırmalar ve buluntuların yorumlanmasıyla karanlık diye bilinen bu dönem de aydınlanmaya başlamıştır.</p>
<p>Konya&#8217;nın Yalburt&#8217;unda bir Hitit Hieroglafinde Patara&#8217;nın &#8220;Pataf&#8221; biçiminde geçmesi bu aydınlanmayı güçlendiren buluntulardır.  Bıradan anlaşılan, Hititler, &#8220;Lukka Ülkesi&#8221; diye adlandırdıkları Akdeniz sahiline kadar uzanmıştır.</p>
<p>M.Ö. 14. ve 13. yüzyıllar, Miken kolonistlerinin en faal oldukları dönemlerdir.  <strong>Anadolu</strong>&#8216;nün batı ve güney bölgelerinde özellikle Mersin, Tarsus&#8217;ta bazı yerleşmeler olduğu halde, Antalya&#8217; da henüz Miken kalıntılarına rastlanmamıştır.</p>
<p><strong>Aspendos</strong> TiyatrosuHitit İmpratorluğunun yıkılmasının sebebi olan Deniz kavimleri göçü sırasında bir kısım Akalıların bu bölgeye göç ettiklerinden Grek efsanelerinde söz edilir.  <strong>Truva </strong>Savaşları&#8217;ndan sonra bazı Aka boyları, Amphilokhos, Kalkhas ve Mopsos&#8217;un idaresinde Pamfilya&#8217;ya geldikleri; <strong>Perge</strong>, <strong>Sillyon</strong>, <strong>Aspendos</strong> ve <strong>Selge</strong>&#8216;yi kurdukları söylenmekle birlikte son bilimsel veriler bu kentleri yörenin yerli halkının kurduğunu göstermektedir.  Bu Perge&#8217;nin Parha, Aspendos&#8217;un Estvedüs, Selge&#8217;nin Estlegiis, Silyon&#8217;un Selyuüs adlarından da bellidir.</p>
<p>Antalya sınırları içinde yerleşen Likyalı&#8217;ların kökenleri tartışılmakla birlikte, <strong>Hitit </strong>ve Mısır kaynaklarında (M.Ö. 2000) Lukki veya Lukka adlı bir kavimden bahsedilmektedir. Bu kavim, kendilerini &#8220;Termili&#8221; olarak adlandıran Akdeniz kıyılarımızdaki güçlü komşuları Luvilere akrabalıkları ile bilinen <strong>Likya</strong> ulusundan başkası değildir.</p>
<p>İlk yerleşme hareketleri M.Ö. 7. ve 8. yüzyıllarda Akdeniz kıyılarında başlamıştır. Özellikle Batı Anadolu ve Yunanistan&#8217;da bazı koloniler bu harekette önderlik ederek, bazı kentleri egemenlikleri altına almışlar veya yeni kentler kurmuşlardır.</p>
<p>Antalya&#8217;nın ilk surlarının II. <strong>Attalos</strong> zamanında inşa edildiği bilinmektedir.  M.S. 130 yılında Roma imparatoru Hadriyanus, Antalya seferi sırasında &#8220;Hadriyanus Kapısı&#8221;nı yaptırmış, surların doğu bölümünü de onarttırmıştır.</p>
<p> Doğu Roma Egemenliği.<br />Hıristiyanlığın Anadolu&#8217;da hızla yayıldığı M.S. 5.-7. yüzyıllar boyunca Pamfilya ve Likya, Doğu Roma eyaleti olarak önemlerini korumuşlar, hatta M.S. 2. yüzyıldaki parlak çağlarına yaklaşır derecede, imar görmüşlerdir.  7. yüzyılın ortalarında Arapların sürekli yağma ve saldırıları her iki bölgeyi büyük ölçüde zarara sokmuş, bu duruma engel olmak isteyen Doğu Romalılar, bölgeyi korumak amacıyla özel bir donanma kurmuşlardır.  Roma İmparatorluğu&#8217;nun bölgeye kesinlikle egemen olmasından sonra, stratejik yerler veya kentlerin bazıları, ufak keşişlikler halinde Doğu Roma Egemenliği sırasında yaşamalarını sürdürmüşlerdir.</p>
<p>Ayrıca, Rodos, Venedik, Ceneviz korsanlarının talanları, Kıbrıs Krallarının saldırıları ve Haçlı seferi sırasındaki yağmalar, bölgenin ekonomik gücü kadar kentleri de yıpratmıştır.  Bu sırada özellikle Rodos ve Cenevizliler koruma ve saldırma için, uygun kıyılarda üsler kurmuşlardır.</p>
<p>Antalya, Batı Akdeniz kıyısında stratejik konumuyla önemli bir liman şehridir. Bu özelliğinden dolayı, kurulduğu tarihten başlayarak sürekli istilalara maruz kalmıştır.</p>
<p> Selçuklu Dönemi.<br />Antalya&#8217;nın İlk Selçuklu sultanı I. Rüknettin Süleyman Şah zamanında da (1076-1086) Türkler tarafından fethedildiği ve 1096 yılında başlayan Haçlı seferine kadar Türklerin elinde kaldığı bilinmektedir.  I.İzzeddin Mesud zamanında (16-1155) da Selçuklulara geçen şehir, 1120&#8217;de Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.</p>
<p>Karayolu ticaretini geliştirmeye çalışan Selçukluların en önemli hedeflerinden biri Akdeniz ticaretini ele geçirmekti.  Stratejik öneminin yanı sıra, ticari açıdan Anadolu&#8217;yu diğer Akdeniz ülkelerine bağlayan bir liman olması nedeniyle de Antalya&#8217;nın alınması gerekiyordu.  Mısır ve Suriye&#8217;den gelen tacirler, Anadolu&#8217;ya geçiş yolu Antalya&#8217;yı kullanıyordu. Nitekim, 1182 yılında Selçuklu sultanı II. Kılıç Arslan (1115-1192) Antalya&#8217;yı kuşatmış, fakat alamamıştır.</p>
<p>Latinler&#8217;in 1191 yılında Kıbrıs&#8217;a yerleşmelerinden sonra, Antalya&#8217;ya gelen tacirlerin malları çalınmaya başlamıştır. Bunun üzerine Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev, ikinci sultanlığı sırasında (1205-1211) Antalya&#8217;nın fethine karar verir. 5 Mart 1207 de Sultan, yerli halkın da yardımıyla şehri iki aylık kuşatmadan sonra fethetmiştir. Bunun üzerine Antalya&#8217;ya kadı, imam, hatip ve müezzinlerin tayin edildiği; mihrap ile minber konduğu, kale ve burçların onarılıp silahla, erzakla doldurulduğu belirtilmektedir. Böylelikle Selçuklular&#8217;a Akdeniz yolu açılmış; Antalya, Avrupa ve Mısır&#8217;la yapılan ticaretin merkezi olmanın yanı sıra, Selçuklu donanmasının üssü haline gelmiştir. 1212 yılında, Antalya&#8217;nın yerli halkı isyan ederek yöneticileri öldürmüştür. Bunun üzerine, Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus (1211-1220) Antalya&#8217;nın yeniden fethine karar vermiş ve 22 Aralık 1216&#8242; da şehir tekrar Selçuklular&#8217;ın eline geçmiştir.</p>
<p>Hıristiyan ve Müslümanların birlikte yaşama deneyimi başarısızlıkla sonuçlanınca, güvenliğin sağlanması amacıyla şehir ikiye bölünmüştür.  Müslümanlarla, Hıristiyanların yaşadıkları mahalleleri birbirinden ayırmak için bir iç sur yapılmış; Hıristiyanlar şehrin doğusuna, Müslümanlar batısına yerleşmişlerdir.  Kentin batısında Türk nüfusunun artmasıyla yeni bir sura gerek duyulmuş, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad döneminde (1220-1237) 1225 yılında daha doğuda, denize doğru ikinci bir sur yapılmıştır.  Böylelikle şehir Selçuklu Sultanlarının kışlık merkezi haline gelmiş, kışları çoğu zaman Antalya&#8217;da ve 1223 yılında fethedilen Alanya&#8217;da geçirmeye başlamışlardır. Hıristiyan nüfus ise kentten ayrılıp Tarsus ve Mersin cevresine yerleşmişlerdir.</p>
<p>Selçuklu döneminde özellikle Alanya&#8217;da büyük bir gelişme göstermiştir. I. Alaeddin Keykubad zamanında <strong>Alanya</strong>&#8216;nın, Selçuklu hükümdarlarının kışlığı olduğunu bilmekteyiz. Bu çağda imar faaliyetleri de yukarıda anlatıldığı gibi Antalya, Alanya içinde, Antalya ve Alanya&#8217;yı Konya ve Beyşehir&#8217;e ve kıyıdan Anamur ve Mut&#8217;a bağlayan yollar üzerinde devam etmiştir.</p>
<p> Osmanlı Dönemi [değiştir]<br />1389 yılında Osmanlı sultanı Yıldırım Beyazıt tarafından fethedilen Antalya ve çevresi Osmanlı topraklarına katılmıştır.  Osmanlı döneminde Antalya surlarında fazla değişiklik yapılmamış, bazı kapılar açılmış, bazıları da onarılmıştır.  Osmanlı döneminde şehir sur dışına kuzeye doğru gelişmiş, şehir merkezinin sur dışında kuzeydeki kapı çevresinde oluşmuştur. Bu nedenle, Antalya&#8217;nın Selçuklu ve Beylikleri dönemi şehir dokusu pek bozulmamıştır.</p>
<p>1402-1415 yılları arasında Antalya&#8217;ya Karamanoğulları hakim olmuştu.  Tek başına kentteki Osmanlı kuvvetlerini yenmesi olanaksız olduğundan Karamanoğlu Mehmet Bey&#8217;den yardım istedi (1423). Firuz Bey, Osman Çelebi&#8217;nin Karamanoğulları kuvvetleriyle birleşmesine meydan vermeden, Subaşısı Hamza Bey&#8217;le Korkuteli&#8217;ne ani bir baskın yaptırttı. Hamza Bey, hasta haliyle kaçamayan Osman Çelebi&#8217;yi yakalayıp öldürdü. Bu sırada Antalya&#8217;yı kuşatan Mehmet Bey de, kaleden atılan bir gülle parçasının isabetiyle ölünce yalnız Antalya değil. bütün bu bölge Osmanlılar&#8217;ın eline geçmiş oldu. (1423).</p>
<p>Tekeoğulları&#8217;nın yüzyıl kadar süren egemenlikleri süresince Teke Beyliği&#8217;nde büyük gelişme olmadı.  En kudretli dönemlerinde sürekli Kıbrıslılar&#8217;la savaştıklarından kültür alanlarında bir eser bırakmalarına olanak olmadı. Ancak Teke yöresine yerleşen ve eski Türk gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı olan Türkmen oymakları arasında Ahilik ve Bektaşilik yayıldı. Özellikle Ahiler oldukça fazla bir taraftara sahip oldular.  Ahiler, Tekelioğlu Hızır Bey zamanında Antalya&#8217;da geniş bir örgüt kurdular.  Hızır Bey&#8217;den sonra Teke eline egemen olan Teke beyleri de bu bölgede birçok zaviye ve tekkeye köyleri vakfettiler.</p>
<p>II.Beyazıt&#8217;ın devri sonlarında Şehzade Korkut, bu sancağın başında bulunuyordu.  Bugünkü Kesik Minare Camii&#8217;ni, kiliseden camiye o çevirtmişti.  Babası ölünce tahta çıkan kardeşi Selim (Yavuz) tarafından takip ettirilerekKorkuteli&#8217;nde Osman Kalfalar Köyü yakınında saklandığı bir mağarada yakalanarak Bursa&#8217;ya götürüldü ve orada öldürüldü.</p>
<p>Teke elindeki bir kısım halk 1511&#8217;de Şah İsmail&#8217;in adamlarından Şahkulu Baba Tekeli ile birleşerek büyük bir isyan çıkardı. Şahkulu İsyanı&#8217;nın aynı yıl içinde bastırılmasından sonra, Teke elindeki Şiiler ve Şahkulu İsyanı&#8217;na katılanlar, Rumeli&#8217;ye sürgün edildiler. Bu sürgünler yüzünden Teke elinde nüfus azaldı, kent ve kasabalar küçüldü. 16. yy&#8217;dan sonra, eski önemini kaybeden Teke eli, daha sonraki yüzyıllarda sancak haline geldi. Il.  Sultan Mahmut zamanında (1813) Tekelioğlu Mehmet ve İbrahim Ağa&#8217;ların ayaklanmaları ise sonuçsuz kalmıştır.</p>
<p>Antalya, Osmanlı İmparatorluğu yönetim örgütünde merkezi Kütahya&#8217;da olan Anadolu Eyaleti&#8217;nin 14 sancağından (vilayetinden) birinin merkezi olmuş ve sancağa Teke Sancağı adı verilmiştir.  İmparatorluğun sonlarına doğru 5 ilçeli Teke Sancağı, 1913 yılında Konya Vilayetine bağlanmış; bu eyaletin beş sancağından biri olmuştur.  O zamanlar toplam köy sayısı 549 idi.  Sancak toplam nüfusu 1890&#8217;da 224.000 kişi idi. Bunun 15.000 kadarını Yörükler oluşturuyordu. Devlet arşivinde bulunan 1840 tarihli bir belgeden Antalya Kalesi içindeki nüfusun çoğalması nedeniyle, sur dışında bir mahalle kurulması ve bir kapı açılmasına (Bugünkü Yenikapı) izin veriliyordu. Daha sonra Antalya, 1913 ilkbaharında Teke Sancağı adıyla bağımsız bir mutasarrıflık oldu. Aynı yıl İtalya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da, Antalya&#8217;da birer konsolosluk açtılar. Cumhuriyet devrinde sancaklara “Vilayet” adı verilmiş ve Antalya ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Zincirkıran Mehmed Bey</p>
<p>Mübarizeddin Mehmet Bey, “Zincirkıran” unvanı ile anılan değerli bir insandı. Mehmed Bey ömrünü Kıbrıslılar&#8217;a karşı mücadele ile geçirdi.  Onun zamanında, Antalya&#8217;nın kaybının acısını bir türlü unutamayan Kıbrıs Kralı I.Pierre, 114 parçadan meydana gelen bir donanma ile ani olarak Antalya&#8217;yı denizden ve karadan kuşattı ve bir gün sonra da Antalya&#8217;yı ele geçirdi. Kıbrıs Kralı Pierre, bu sayede bir buçuk yüzyıl sonra şehri tekrar Türkler&#8217;den almış oldu. Antalya&#8217;nın 1361-1373 yılları arasında Kıbrıs Krallığı&#8217;nın elinde bulunduğunu, Paşa Camii&#8217;nin kuzeyinde fakat bugün yıkılmış olan bir kuledeki yazıttan anlıyoruz.  Yazıtta “Tanrı&#8217;nın yardımı ile güçlü Kıbrıs ve Kudüs İmparatoru Petro 1361 yılında Ağustos&#8217;un 24&#8217;üncü gecesi olan Salı günü güçlü askeri ile Antalya&#8217;yı aldı” denilmektedir.</p>
<p>Fakat Zincirkıran Mehmed Bey bu kayıptan yılmadı. Korkuteli&#8217;ne çekilerek savaşa devam etti. Arada geçen yıllar içinde kuvvetlerini çoğalttı, yetiştirdi. Her ne olursa olsun Kıbrıslılar&#8217;ı bu güzel limandan koymayı kafasına koymuştu.</p>
<p>Mehmed Bey&#8217;in hazırlanması uzun bir zaman aldı. Tam on iki yıl sabırla hazırlandı ve emek verdi. En sonunda, 1373 yılında Kıbrıslıları kentten kovmayı ve Antalya&#8217;yı tekrar Türk egemenliğine sokmayı başardı. Bu, Antalya&#8217;nın bir Türk kumandanı tarafından altıncı kez alınışıdır.</p>
<p>Zincirkıran Mehmed Bey&#8217;in zaferden sonra Antalya&#8217;ya girişi o kadar görkemli oldu ki, bugüne kadar Antalya&#8217;da hiçbir kumandan bu kadar coşkuyla karşılanmamış, bu kadar sevgiye ulaşmamıştı. Mehmed Bey, buna o kadar çok sevindi ki, bir şükran ifadesi olarak cami yaptırmaya karar verdi. Bu isteğini, kale içinde Yivli Minare Camii diye anılan camiyi, baştan başa tamir ve iyileştirmek suretiyle gerçekleştirdi.</p>
<p>Zincirkıran Mehmed Bey, Antalya&#8217;yı kurtarışından sonra ancak beş yıl yaşadı ve 1378&#8217;de vefat etti, Yivli Minare Külliyesi içinde gömüldü.   Mezarının üzerine planlı kümbet şeklinde bir türbe yaptırıldı. Mehmed Bey&#8217;in ölümünden sonra yerine Osman Bey geçti.  Osman Çelebi Bey, 1392&#8217;ye kadar Antalya&#8217;da hüküm sürdü. Osman Bey, Çelebi Bey devrinde Tekelioğlu Beyliği&#8217;nin eski gücü ve önemi kalmamıştı. Sultan 1.Murat 1387&#8217;de Karamanoğlu Alaeddin Bey&#8217;i yenerek Beyşehir&#8217;e geldiği zaman, Tekeoğulları&#8217;nın çok zayıf durumda olması nedeniyle, Teke üzerine sefer yapmaya gerek görmedi.  Yıldırım Beyazıt 1390&#8217;da Osman Çelebi&#8217;nin oğlu Mustafa Bey&#8217;in elinde bulunan Antalya üzerine yürüdü. Mustafa Bey Mısır&#8217;a kaçtı ve kent Osmanlılar&#8217;ın eline geçti (1392). Antalya Muhafızlığına Firuz Bey tayin edildi ve daha sonra Teke bir Şehzade Sancağı oldu.</p>
<p>Antalya&#8217;yı I. Dünya Savaşı&#8217;na kadar bir Osmanlı Sancağı olarak görünmektedir.  1917 &#8211; 1921 arasında İtalyanların işgalinde kalan şehir, 1921 yılında Cumhuriyet Hükümeti&#8217;ne bağlanmıştır.</p>
<p> <strong>Antalya</strong> Adı.<br />Helenistik dönemde Bergama Kralı II. Attalos (M.Ö. 159-138), bölgenin stratejik dönemini dikkate alarak buraya bir Liman &#8211; şehir kurdurmuştur.  Kent, kurucusunun adından dolayı &#8220;Ataleia&#8221; olarak anılmıştır. Arap kaynaklarında şehrin adı &#8220;Antaliye&#8221;, Türk kaynaklarında ise &#8220;Adalya&#8221; olarak geçmektedir.  Yerleşme, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak &#8220;Antalya&#8221; olarak adlandırılmıştır&#8230;</p>
<p> Coğrafi konum.<br /> <br /><strong>Antalya</strong> ilinin ilçeleriAntalya ili Anadolu&#8217;nun güneybatısında yer almaktadır.  Yüzölçümü 20.723 km² olup, Türkiye yüzölçümünün %2.6&#8217;sı kadardır.</p>
<p>İlin kara sınırlarını Toros Dağları meydana getirmektedir. İlin güneyinde Akdeniz, doğusunda Mersin, Konya ve Karaman, kuzeyinde Isparta ve Burdur, batısında ise Muğla illeri vardır.</p>
<p>İl arazisinin ortalama olarak %77.8&#8217;i dağlık, %10.2&#8217;si ova, %12&#8217;si ise engebeli bir yapıya sahiptir.  İl alanının 3/4&#8217;ünü kaplayan Torosların birçok tepesi 2500-3000 metreyi aşar. Batı&#8217;da ki Teke yöresinde geniş platolar ve havzalar yer alır.  Çoğunlukla kireçtaşlarından oluşmuş bu dağlar ve platolar alanında, kireçtaşlarının erimesiyle oluşmuş mağaralar, düdenler, su çıkaranlar, dolinler, uvalalar ve daha geniş çukurluklar olan polyeler gibi büyüklü, küçüklü karst şekilleri çok yaygındır.  İlin topoğrafik yönden gösterdiği değişkenlik gerek iklim, gerek tarımsal gerekse demografi ve yerleşme yönünden farklı ortamlar yaratmaktadır.  Ayrı özellik gösteren bu alanları sahil ve yayla bölgesi olarak tanımlayabiliriz.</p>
<p>Sahil kesimi ilçeleri; Konyaaltı, Muratpaşa, Aksu, Gazipaşa, <strong>Alanya</strong>, Manavgat, Serik, Kemer, Kumluca, Finike, Kale ve Kaş&#8217;tır. Denizden yüksekliği 5-44 m arasındadır. Yayla kesimi ilçeler ise; Gündoğmuş, Döşemealtı, Kepez, Akseki, İbradı, Korkuteli ve Elmalı&#8217;dır. Bu ilçelerin denizden yüksekliği 900-1000 m arasındadır</p>
<p>The post <a href="https://www.alanyaproperties.com/tr/turkiye-yatirim/genel-bilgiler/antalya/">Antalya</a> appeared first on <a href="https://www.alanyaproperties.com/tr/">Properties in Alanya.</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3450</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye</title>
		<link>https://www.alanyaproperties.com/tr/turkiye-yatirim/genel-bilgiler/turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 03:18:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.alanyaproperties.com/tuerkiye/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti.  Başkenti Ankara olan ve Kuzey yarımkürede eski dünya karaları denilen, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı noktada bulunan ülke.  Ülke topraklarının bir bölümü Anadolu Yarımadasında, bir bölümü ise Balkan Yarımadası&#8217;nın uzantısı olan Trakya&#8217;da bulunur.  Bu özelliği ile dünyada 2 kıtayı birbirine bağlayan tek ülke konumundadır.  Ülkenin üç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.alanyaproperties.com/tr/turkiye-yatirim/genel-bilgiler/turkiye/">Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.alanyaproperties.com/tr/">Properties in Alanya.</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye</strong>, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti.  Başkenti Ankara olan ve Kuzey yarımkürede eski dünya karaları denilen, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı noktada bulunan ülke.  Ülke topraklarının bir bölümü Anadolu Yarımadasında, bir bölümü ise Balkan Yarımadası&#8217;nın uzantısı olan Trakya&#8217;da bulunur.  Bu özelliği ile dünyada 2 kıtayı birbirine bağlayan tek ülke konumundadır.  Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir.  Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan (Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti) ile, İran, Irak ve Suriye&#8217;dir.</p>
<p><strong>Türkiye</strong>, Osmanlı Devleti&#8217;nin I. Dünya Savaşı sonunda yenilmesinden sonra, Osmanlı Devleti&#8217;nin yerine kurulan ardıl devletler içinde tek bağımsız devlet olarak devletin Türk nüfus çoğunluğuna sahip toprakları üzerinde Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki halkın büyük mücadelesi ile kurulmuştur.  (Arnold Joseph Toynbee gibi bazı tarihçiler ise Türkiye&#8217;nin (başlıca ardıl olmak bir yana) tek ardıl devlet sayılması gerektiğini savunurlar.  29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyeti ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu iradesinin sahibidir.</p>
<p><strong>Türkiye</strong>, aralarında Birleşmiş Milletler, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Avrupa Konseyi, İslam Konferansı Örgütü, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Dünya Ticaret Örgütü, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, Ekonomik İşbirliği Örgütü gibi birçok uluslararası örgüte üyedir.  3 Ekim 2005 tarihinden itibaren Avrupa Birliği&#8217;ne tam üyelik için müzakerelere başlanmıştır. Türkiye, siyaset bilimciler ve ekonomistlere göre bir bölgesel güçtür.<br />
Bilim adamları ve araştırmacılar Türkiye sözcüğünün İtalyanca&#8217;dan geldiğini kabul ederler.  Tarihçi İlber Ortaylı bir makalesinde Cenevizli ve Venedikli tüccar ve diplomatların, 12. yüzyılda, Türkiye&#8217;yi Turchia ve Turmenia olarak tanımladıklarını belirtir.   Ayrıca, Türkiye adı ilk defa 1190&#8217;da bir yazılı kaynakta, Haçlı Seferi vak&#8217;ayinamesinde geçmektedir.   Abdulhaluk Çay ise Turchia tanımını çok daha gerilere götürür ve Turchia tabirine ilk defa 6. yüzyılda Bizans kaynaklarında rastlandığını belirtir ve şöyle der &#8220;Bu tabir 9. ve 10. yüzyıllarda İdil/Volga Nehri&#8217;nden Orta Avrupa&#8217;ya kadar uzanan saha için kullanılmıştır.   Bu kullanımın Kafkasya bölgesinde Hazar Kağanlığı için Doğu Türkiye’si, Arpad Hanedanı&#8217;nın kurduğu Macar Devleti için Batı Türkiyesi şeklinde olduğunu ve aynı tabirin 12. yüzyıldan itibaren Anadolu için kullanıldığını belirtir.   Tarihte 13-14. yüzyıllarda Mısır Memlûkleri de Türkiye adını kullanmışlardı: &#8220;ed-devlet üt Türkiya&#8221; (1250-1387).  Türkçedeki kelime anlamı ise Türk ve İye (ait) kelimelerinin birleşmesi ile oluşan Türkiye kelimesidir.</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nde, 19. yüzyıla kadar Türkiye adı kullanılmadı; Devlet-i Âliyye, Devlet-i Osmaniye, Memalik-i Şahane, Diyar-ı Rum adları kullanıldı.    Fakat dış dünya Osmanlı İmparatorluğu (Ottoman Empire) adını kullanmak yerine Türkiye (Turkey) adını kullanmışlardır.   O dönemde yabancı dillerle çizilmiş haritalara bakıldığında bu durum açıkça ortadadır.  Daha sonra, Jön Türkler arasında Osmaniye yerine Türkistan, Türkeli, Türkili gibi adlar önerildiyse de, Orta Asya&#8217;da Türkistan adlı bir devlet olduğundan bu benimsenmedi. Anayasada (1921) &#8220;Türkiye&#8221; adı yazıldı ve 1923&#8217;de devletin resmi adı Türkiye olarak kabul edildi.</p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong>, Atatürk ve silah arkadaşları tarafından, Kurtuluş Savaşı&#8217;nın kazanılması ile, 1. Dünya Savaşı&#8217;ndan yenik çıkmış ve savaşı kazanan devletlerce paylaşılmış Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Anadolu ve Trakya&#8217;da kalan toprakları üzerine kurulmuştur.   İstiklal Harbi, Misak-ı Milli sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak, milli egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak için tüm milletçe girişilen, çok cepheli bir savaştır.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı&#8217;nda düşmana karşı koyan, ülkenin direniş örgütlenmeleri ve güçleri olan milli güçler, Osmanlı ordusu ile Kurtuluş Savaşı milis ve gönüllülerinden oluşan Kuvayı Milliye&#8217;dir.</p>
<p>Kuvayı Milliye, ülkenin dört bir yanının Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan birliklerince ele geçirildiği, Mondros Mütarekesi ile ülkeye ağır koşulların dayatıldığı, Osmanlı ordusunun silahlarının alınıp dağıtıldığı, her şeyin bitti sanıldığı günlerde, milletin tepkisi olarak doğan bir halk direnişidir.</p>
<p>12 Haziran 1919&#8217;da Havza&#8217;dan Amasya&#8217;ya gelen Mustafa Kemal Paşa buradan yayımladığı bildiri ile ülkenin içine düştüğü durumu açıklıkla saptıyor, çözümün bütün güçlerin birleşmesinden geçtiğini vurguluyordu.  Mustafa Kemal Amasya&#8217;da Anadolu ve Rumeli&#8217;de kurulan Müdafaa-i Hukuk Dernekleri&#8217;ni birleştirme, kongreler yaparak tüm milletin kesin kararına dayalı yeni bir yönetim kurma amacıyla Amasya Tamimi&#8217;ni hazırlamıştır.</p>
<p>Bu tamim milli egemenliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması yolunda atılan ilk adımdır.  Milletin teşkilatlandırma ve mücadele yöntemleri belirginleşmiştir.  Milli Egemenlik ve milli bağımsızlık fikri ilk kez ortaya atılmıştır.</p>
<p>8 Temmuz&#8217;da İstanbul&#8217;a görevinden ve askerlikten ayrıldığını bildirerek, Osmanlı Hükûmeti ile tüm ilişkilerini sona erdiren Mustafa Kemal ertesi gün Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Erzurum Şubesi&#8217;nin başkanlığına seçildi. 23 Temmuz 1919&#8217;da Mustafa Kemal&#8217;in başkanlığında toplanan Erzurum Kongresi&#8217;nde alınan karar ile;</p>
<p>“ Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez ”</p>
<p><strong>Türkiye</strong> Büyük Millet Meclisi&#8217;nin ilk üyeleriMillî direnişi oluşturmada ikinci büyük adım olan ve 4-11 Eylül 1919 tarihinde yapılan Sivas Kongresi&#8217;nde[36] Mustafa Kemal Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti&#8217;nin başkanı olarak seçilerek Milli Kurtuluş Savaşı&#8217;nın yetkili lideri haline gelmiştir.</p>
<p>27 Aralık 1919&#8217;da Ankara&#8217;ya gelen Mustafa Kemal Ankara&#8217;yı Anadolu&#8217;daki direniş hareketinin merkezi olarak seçmiştir.</p>
<p>İstanbul&#8217;un işgalinden üç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımlayarak, olağanüstü yetkiler taşıyan bir meclisin Ankara&#8217;da toplanacağını bildirerek Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluş temellerinin Ankara&#8217;da atılmasını sağladı.</p>
<p>Atatürk 21 Nisan&#8217;da yayımladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis&#8217;in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.</p>
<p>TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal&#8217;i (Atatürk), başkanlığa seçti.  Mustafa Kemal, kendi öncülüğünde kurulan TBMM&#8217;nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin devlet yapısı<br />
Yönetim biçimi Cumhuriyet olan Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal önderliğinde 1923&#8217;te kurulmuştur.  Resmî dili Türkçe&#8217;dir.  Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yönetim anlayışı vardır. Kuvvetler ayrılığı esası vardır.  Yasama işlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütme işlerini Hükûmet, yargı işlerini ise bağımsız mahkemeler yapar.  Türkiye&#8217;de 1923&#8217;te cumhuriyetin ilanı ile devlet başkanı, cumhurbaşkanı sıfatını almıştır.  Cumhurbaşkanı devletin başı ve başkomutandır.  Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni ve Türk Milleti&#8217;nin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) (Kuruluş: 23 Nisan 1920).  Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yasama organıdır.  Halk tarafından her 4 yılda bir yapılan seçimler ile belirlenen milletvekilleri, TBMM çatısı altında yasama görevini yerine getirmek üzere kanunları belirler. TBMM&#8217;ye 550 milletvekili seçilmektedir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde yürütmenin başı olan başbakan, Bakanlar Kurulu&#8217;na başkanlık eder, hükümeti ve icraatlarını yönetir. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde her 4 yılda bir genel seçimle oluşan Meclis tarafından Başbakan, 4 yıl süre ile seçilir</p>
<p>&#8220;Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni kuran Türkiye Halkı&#8217;na Türk Milleti denir&#8221; şeklinde açıklamaktadır.<br />
Bugünkü Türk Milleti&#8217;nin temelleri, 20. yüzyılda gerileyen ve toprak kaybeden Osmanlı&#8217;nın kendini tanımlamasıyla ortaya çıkmıştır.  1912-13 yılında kaybedilen Balkan Savaşları sonunda Balkanlar&#8217;dan Anadolu&#8217;ya göçenlerle Türklük şuurunun gelişmesi, Türk Milleti&#8217;nin oluşmasında ilk olgudur.  1915&#8217;deki Çanakkale Savaşı ile de bugünkü Türk Milleti&#8217;nin karakteristik özellikleri ortaya çıkmıştır. Çanakkale Savaşı Türk Milleti&#8217;nin ne olduğunu özetleyen ikinci olgudur. Çanakkale&#8217;den sonra Kurtuluş Savaşı&#8217;nın kazanılması &#8220;Türk Milleti&#8221;nin tanımlanmasında üçüncü olgudur.</p>
<p>Amerikalı Türkolog Carter V. Findley, Dünya Tarihinde Türkler adlı eserinde, bugünkü Anadolu Türkleri&#8217;ni; Orta Asya steplerinde başlayan ve Ankara&#8217;da son bulan bir otobüs yolculuğuna benzetir.  Otobüs Ankara&#8217;ya gelene kadar pekçok ara durakta durmuş ve bu ara duraklarda yolcuların kimileri inmiş ya da bazı yeni yolcular binmiş. Bu duraklarda Türkler pekçok kültürel etkileşime girmişler, yeni dinler tanımışlar fakat en önemli mirasları olan Türkçe&#8217;yi korumayı başarabilmişlerdir.  Türkçe, Anadolu Türkleri&#8217;nin ve Milleti&#8217;nin anlamlandırılmasında temel etkenlerin başında gelmektedir.  İkincisi otobüs pekçok durakta durmuş olsa da Orta Asya&#8217;da kurulan medeniyetin getirdiği sağlam kültürel birikim ve miras, kimliklerini korumak için dayanak olmuştur.</p>
<p>Türk ırkının temel yapı taşını &#8220;Orta Asya Türk kültürü&#8221; oluşturur.  Bunun yanında Anadolu&#8217;dan kaynaklanan medeniyetler ile İslamın getirdiği medeniyetler de Türk Milleti içinde kendine yer edinmiştir.</p>
<p>Türk milliyetçiliği, dünyada geç gelişen milliyetçilik hareketlerinden birisidir. Türk milliyetçiliği Balkanlardaki ayrışmaların da etkisiyle 1910&#8217;dan itibaren güçlenmeye başlamıştır.  Türk edebiyat, tiyatro ve diğer sanat eserlerinde aşırı milliyetçi duygular Batı dünyasına göre daha az görülür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>T.C. vatandaşlarının büyük bir kısmı Müslümandır. Müslüman vatandaşların çoğunluğu Sünni mezhebindendir, Sünnilerin çoğu Hanefi&#8217;dir. Türkiye&#8217;de Sünnilikten sonra en büyük ikinci mezheb Aleviliktir. Tahmini raporlara göre Türkiye&#8217;de 12 milyon Alevi inancında yurttaş bulunmaktadır.  Türkiye&#8217;deki Alevilerin büyük bir kısmı Sivas, Tokat, Erzincan, Malatya ve Tunceli kökenlidir.  Bunların haricinde Şafii ve Caferi gibi diğer mezheplere dahil vatandaşlar da mevcuttur.</p>
<p>Toplam nüfusun çok küçük bir oranını (%0.2&#8217;sinden az) azınlık statüsünde bulunan ve tarih boyunca gayrimüslim olarak tanımlanan Hıristiyan ve Museviler oluşturur.  Bunlar 50.000 Ermeni Gregoryen , 25.114 Musevi, 17.194 Süryani, 2.270 Rum Ortodoks ve yaklaşık 5.628 diğer çeşitli din ve mezheplerden insanlardır (Katolik, Arap Ortodoks, Keldani, vs). Nüfus sayımlarında sorulmadığı için ateist ve din dışı olanlarla ilgili sağlıklı bir veri yoktur.</p>
<p>Türkiye laik bir ülkedir. Dinsel veya etnik özelliğe sahip bir siyasi parti kurulması anayasaya aykırıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında dinin devlet denetimi dışında yürütülemeyeceği kanaatine varılarak, devlet tarafından denetlenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Buna dayanarak 3 Mart 1924 tarihinde Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.</p>
<p>Dini inanç veya inanmama, dini kuralları şahıs olarak uygulama veya uygulamama özgürlüğü Anayasa&#8217;nın korumasındadır.</p>
<p>1923&#8217;ten önce geçerli olan dini kanunlar tamamen geçerlilikten kaldırılmıştır.</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nde resmî aidiyet unsuru olan &#8216;Müslüman&#8217; kavramı 1923&#8217;ten beri kullanılmaz. Bu aidiyetin(iyelik) yerine, milli aidiyet(iyelik) olan &#8216;Türk&#8217; kavramı getirilmiştir.<br />
Türkiye&#8217;nin resmî dili Türkçedir.   Bugün Türkiye Türkçesi nüfusun büyük bir çoğunluğu tarafından konuşulmaktadır.   Bölgelere göre birçok farklı şiveler kullanılmaktadır.  Eğitimde ve basın kuruluşlarında ise İstanbul ağzı tercih edilmektedir.</p>
<p>Tüm halkının iletişimini sağlayan ve hem resmi dil hem de eğitim dili olan Türkçenin yanında gündelik hayatta başka diller de konuşulmaktadır.   Bunlar Abazaca, Arnavutça, Boşnakça ve Çerkezce Marmara bölgesi&#8217;nde ve İç Anadolu&#8217;da; Lazca, Gürcüce ve Rumca Karadeniz&#8217;de; Arapça, Süryanice, Zazaca ve Kürtçe gibi diller Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde kullanılmaktadır.  Çok az sayıda olmalarına rağmen resmen azınlık durumunda bulunan Rumlar ve Ermeniler&#8217;in bir kısmı ile Museviler&#8217;in küçük bir kısmı gündelik hayatta kendi dillerini konuşmaktadırlar.</p>
<p>Yüzölçümü<br />
Türkiye&#8217;nin toprakları 36° &#8211; 42° Kuzey paralelleri ve 26° &#8211; 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık bir zaman farkı vardır.  Kabaca bir dikdörtgeni andırır ve genişliği 1.660 kilometredir.  Göller ve adalar dahil kapladığı gerçek alan 814.578 km²&#8217;dir izdüşüm alanı ise 783,562 km²&#8217;dir. [56]Türkiye&#8217;ye ait bu iki yüzölçüm değeri arasındaki farkın büyüklüğü arazinin dağlık ve engebeli olmasından kaynaklanır. Marmara Bölgesi % 8,5, Ege Bölgesi % 12, Akdeniz Bölgesi % 16, İç Anadolu Bölgesi % 18, Karadeniz Bölgesi % 18, Doğu Anadolu Bölgesi % 21, Güneydoğu Anadolu Bölgesi % 7,5 yer tutar. Trakya&#8217;nın yüzölçümü 24.370 km² dir. Türkiye&#8217;nin kara sınırlarının uzunluğu 2.875 km, adalar dahil sahil uzunluğu 8.333 kilometredir. Kara parçalarının toplam alanı 770.760 km², su alanlarının toplam alanı ise 9.820 km²&#8217; dir.</p>
<p>Coğrafi bölgeler<br />
Türkiye 6-21 Haziran 1941 tarihinde yapılan Birinci Türk Coğrafya Kongresi&#8217;nde 7 ana coğrafi bölgeye ve 21 coğrafi bölüme ayrılmış, Türkiye&#8217;nin yedi coğrafi bölgesinden dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir, diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki konumlarına göre adlandırılmışlardır.  Oluşturulan coğrafi bölgelerin herhangi bir siyasi özelliği yoktur ve il sınırlarıyla da çakışmaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.alanyaproperties.com/tr/turkiye-yatirim/genel-bilgiler/turkiye/">Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.alanyaproperties.com/tr/">Properties in Alanya.</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3229</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
